Blog Listem

2 Nisan 2018 Pazartesi

KRİTİMU

Kendimi bildim bileli mübadele öyküleri hep ilgimi çekmiştir.

Nedeni damarlarımda anne tarafından dolaşan Girit kanı mı yoksa insanların yaşadıkları coğrafyadan




koparılması kadar hüzün veren bir duygunun olmadığına inanıyor olmam mı bilmiyorum.

Kritimu Giritim Benim, çok uzun süredir kitaplığımda olan bir ilk roman.
Yazar Sâba Altınsay kendi babaannesi ve dedesinin hikayesinden yola çıkarak yazmış bu güzel romanı

Girit Türkleri Girit Adası'nın Osmanlı'dan çıkacağına uzun bir süre inanamamışlar; bu onlara imkansız gibi gelmiş çünkü Girit Akdeniz'in Kıbrıs'tan sonra en büyük adası ve Osmanlı 'nın Girit'ten vazgeçmesi kendinden vazgeçmek gibi bir duyguymuş.

Gel zaman git zaman bir zamanlar dostluk içinde yaşadıkları Rum komşuları ile ne zaman düşman olmuşlar, ne zaman Osmanlı'nın  çoktan vazgeçtiği bu toprakları terk etmek zorunda kalmışlar kendileri bile anlamamış.

Romanda beni etkileyen yerlerden biri de okuma yazma öğrenmeyi çok isteyen Fatma'nın okumayı öğrendikten sonra gerçeklerin farkına varması ile duyduğu acı oldu. 

Benim okumaya geç kaldığım bu güzel romanı eğer halen okumadı iseniz mutlaka okuyun. 

Olmaz; olamaz dediklerimizin bir anda nasıl oluverdiğine tanıklık edeceksiniz.

Dilerim hiç kimse vatan topraklarını terk etmek zorunda kalmasın.


25 Mart 2018 Pazar

ÖLÜMCÜL YUMURTALAR



Bulgakov benim ne yazık ki yeni fark ettiğim bir yazar .

Onu İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan "Genç Bir Doktor'un Anıları " adlı kitabıyla tanıdım.

Yazar 1910 yılında Kiev  Üniversitesi Tıp  Fakültesi'ni bitirmiş anılar da muhtemelen kendi anıları.

Bu kitabı bitirdikten sonra  Ölümcül Yumurtalar ilgimi çekti .
Çünkü bu kısa roman da  Sovyetler Birliği 'nde bile yıllarca yasaklanmış. 
Belki de yazarı geç tanıma nedenlerimden biri de budur .

Ölümcül Yumurtalar , dahi   profesör Persikov 'n "kızıl ışın " keşfi üzerine kurulu.

Profesör Persikov aslında yüzü şeftaliye benzeyen komik suratlı bir adam.
Adının türetildiği "persik" sözcüğü de şeftali anlamına geliyor.

O dönemlerde tavuklara bulaşan ciddi bir salgın hastalık var ve  son çare olarak profesörün kızıl ışın buluşu kullanılmak isteniyor. ama evdeki hesap çarşıya uymuyor ve olaylar beklenmedik bir şekilde gelişiyor  .

Roman aslında Stalin iktidarına edebi anlamda bir başkaldırı ve eleştiri .

Sistemle ince ince dalga geçilmesi, okuru çoğu yerde  gülümsetiyor.

Bulgakov ' la tanışmak isteyen okurlar bu kitabı da okuma listelerine eklemeliler.

Sırada yazarın "Usta ile Margarita" ve
"Köpek Kalbi "adlı romanları var.
Bakalım onlara ne zaman sıra gelecek ?


8 Mart 2018 Perşembe

AŞIKLAR DELİDİR YA DA YAZI TURA

Ayfer Tunç ne yazsa okumaya hazır olan ben, dört yıl aradan sonra yazarın yeni romanının çıkacağını öğrendiğimde hemen internetten ön siparişimi verip beklemeye başladım.

Gelin görün ki yeni roman yanında sipariş verdiğim bir iki kitabın tedariki uzun sürdüğünden ön sipariş vermeme rağmen kitap elime neredeyse iki haftalık bekleme süreci ile geçti; kitaplar elime geçince zaman kaybetmeden okumaya başladım ve daha ilk sayfalardan romana vuruldum.

İlk sayfalarda böyle bir cümle yakaladı beni.

'' Bir tutkuya ihtiyacım vardı, yarattım. Ama tutku acıya götürüyor insanı ya da acıyı insana getiriyor. İnsanın acısı mı tutkusundan doğuyor; tutkusu mu acısından bilmiyorum. ''

Roman iki bölümden oluşuyor ve yaşananları iki kişinin ağzından okuyoruz.
Yazı ve Tura .
Annesinin yakanladığı çaresiz hastalığa,  taşıdığı genlerinden ötürü yakalanan ve sonu mutlak ölümle bitecek olan Umut'un hikayesini romanın Yazı bölümünde okuyoruz.

Tura bölümünde ise Umut'un sevgilisi Sanem 'in anlattıklarını okuyoruz.
Ben romanı çok beğendim.
Ayfer Tunç 'u dört yıl beklememize değdi diye düşünüyorum. 
2018 'in mutlaka okunması gereken romanlarından biri olmuş .
Yazarın kalemine sağlık ...

22 Şubat 2018 Perşembe

UÇAN TABUT



" Dünyada anlam arayışının sonu gelmez.
Hiçbir şeyin anlamı olmak zorunda değildir ve herşeyin bir anlamı vardır .
Bu, neredeyse zıt iki önermenin aynı anda doğru olabileceği zemine ise, "dünya "denir.
Bence öyledir. "

Sosyal medya olmasaydı bu kitaptan belki de hiç haberim olmayacaktı.

Kitap biter bitmez yazarın başka kitapları var mı diye araştırdım; meğer bir  ilk kitapmış.

Yeni yazarlar tanımayı ve onların ilk kitaplarını okumayı seviyorum. 
Uçan Tabut da öyle.
Adı insanı tedirgin etse de konu güzel. 

Bora'nın sevgilisi Selin'e yazdığı ilk ve son mektubu ile başlıyor kitap.  Çünkü Bora bu mektubu yazdıktan sonra hayatına son veriyor ve Bora 'nın cenazesi Newyork 'dan Türkiye'ye yola çıkıyor.

Kitap kesinlikle karamsar bir intihar romanı değil.

İlerleyen sayfalarda Bora 'nın hayatına bir biçimde girmiş insanların öykülerini okuyoruz.
144 sayfalık bir kısa romana  altı kişinin hayat öyküsünü ustaca sığdırmyı başarmış yazar.

Sözün özü; iyi ki okudum. Merak edenlere tavsiye ederim.
Şimdi sırada okunmayı bekleyen yeni kitaplar var .


28 Ocak 2018 Pazar

SEVGİLİ



İnci Aral seksenli yılların sonlarında tanıdığım ve kalemini her daim sevdiğim yazarlardandır.

Ağda Zamanı ve  Kıran Resimleri kitaplarında anlattığı öyküleriyle dikkatimi çekmişti ilk önce. 

Ağda Zamanı kadının toplumdaki yerini sorgularken,  Kıran Resimleri Kahramanmaraş Olayları'nı anlatan öyküleriyle Kitaplığımın baş köşesine oturmuştu o dönemler.

Ardından doksanlı yıllarda benim için  unutulmaz  romanı Ölü Erkek Kuşlar ile yeniden girdi hayatıma ve bir daha da hiç çıkmadı .

Sevgili, yazarın son romanı.

Ünlü oyuncu Yavuz Günay ve eşi Nilüfer 'in müthiş aşkını anlatıyor.

Nilüfer çok zengin bir ailenin  kolejli kızı .

Yolu bir gün sinema oyuncusu Yavuz Günay ile kesişiyor ve aralarında müthiş bir aşk doğuyor.
Bu öyle bir aşk ki; Nilüfer ailesini hiç düşünmeden  karşısına alarak,   Yavuz Günay'la  evlenip bambaşka bir hayatın kapısından içeri giriyor.

****
Roman, kurgusunu
Yılmaz Güney - Fatoş Güney'in hikayesinden ve büyük aşklarından alıyor.

Fikrimi söylemem gerekirse romanı çok beğendim.
İnci Aral her zamanki güçlü kalemi ile yazmış.
Kitabı okurken  Yılmaz Güney hakkında çok fazla şey bilmediğimi fark ettim.  Arada kitabı bırakıp internetten aklıma takılanları araştırdım.
Biz altmışlı yılların sonlarına doğru doğanlar bazı konularda  biraz eksik kaldık galiba.  Aynı duyguyu yazarın Kıran Resimleri 'ni okuduğum zaman da hissetmiştim.  Hatta Sevgili 'nin üzerine Kıran Resimleri 'ni de bir kere daha okumak istedim.
Sevgili'yi okumadı iseniz hele benim gibi çirkin  kralın yaşadıklarına tanıklık etmedi iseniz okuyun derim. 
Çünkü hem sıradan olmayan bir aşk hikayesine tanık olacak, hem de  bir dönem romanı
okuyacaksınız...


15 Ocak 2018 Pazartesi

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE



Nicedir aklımda olan bir kitaptı.
Kitaplığımda olan ama okuma sırası gelemeyen kitaplardan.

Beyaz Zambaklar Ülkesi Finlandiya 'yı ve Finlandiya 'nın kurtuluşunun hikayesini anlatıyor.

Uzun yıllar Norveç himayesinde kalmış bu küçük kuzey ülkesi
güneşin ışıklarını esirgediği, öyle aman aman doğal güzelliği olmayan kuzey kutbunun bu minik ülkesi ilgimi çekti .

Kitabı yillar önce yazan Grigoriy Petrov aslında bir din adamı.

"Bir ülkenin kurtuluşu öncelikle ana dilinin benimsenmesi ile başlar "diyecek kadar gerçekçi.

Yıllar önce yazılan bu kitabın içindekiler  bugün halen yolumuza ışık tutabiliyor.

Atatürk'ün Beyaz Zambaklar Ülkesi 'ni  bir dönem okullarin müfredatlarında okutulmasını istemesi de çok önemli.

Bu kısa,  kolay okunan ama okura fazlasıyla değer katan kitabı çok sevdim.
Finlandiya 'ya olan ilgim ve  merakım arttı. 
Okumak isteyenlere önerim olsun. 

Kendime blognot : Finlandiya yı da ölmeden önce görülecek ülkeler listesine ekle ... ☺


1 Ocak 2018 Pazartesi

KIRMIZI PELERİNLİ KENT



Benim kendimce bir yeni yıl geleneğim vardır .
Yeni yıla nasıl girersem bütün bir yıl  öyle geçer diye alıştırmışım kendimi.
O yüzden  yeni yıla neşeli girmeye özen gösteririm. 
Bir de en çok sevdiğim şeyleri yaparak karşılarım gelen yılı.
Bu yıl da öyle yaptım.
Yeni yılın ilk saatlerinde önce yeni başladığım örgümü ördüm ki  örgü en büyük hobim oldu iki yıldır  dilerim 2018 de aynı hızla örmeye devam ederim.
Neyse yazımın konusu tabii ki okuduğum kitabım.

Her yıl yeni yıla girdikten sonra  uzun bir süre  kitabımı okurum. 
Çünkü beni tanıyanlar bilir; okumazsam nefes alamam.

Yeni yılın ilk kitabı 2017'nin son haftası başlayıp bitiremedigim "Kırmızı Pelerinli  Kent" oldu.
Bu yıl da bu geleneği bozmayarak  neredeyse sabah olana kadar kitabımı okudum.

Aslı Erdoğan kalemini çok sevdiğim bir yazar. Onun kalemi ile yıllar önce Kabuk Adam adlı şahane romanı sayesinde tanismistim.  Kırmızı Pelerinli Kent de epeydir sırasını bekliyordu.

Brezilya 'da Rio de Jenerio 'nun karanlık sokaklarında geçen bu şahane romana bayıldım.  Roman kahramanı Özgür sayesinde Brezilya 'ya gitmiş kadar oldum.
Sabaha kadar okuyup bitirdigim bu romanı önemle tavsiye ederim.
Yeni yılda da çok çok güzel kitaplar okuyalım.